VASİYETNAME TÜRLERİ

1. RESMİ VASİYETNAME

Noter, Sulh Hakimi veya yetkili memur önünde, iki tanığın katılmasıyla yapılan vasiyetnamelere resmi vasiyetname denir.  Özellikle yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları için, yabancı ülkelerdeki Türk konsoloslukları da bu yetkiye sahiptir.

Bazı kişiler resmi vasiyetnamenin yapılmasına yetkili memur veya tanık olarak katılamazlar. Bu kişiler; algılama yeteneği bulunmayanlar, bir ceza mahkemesi kararıyla kamu görevinden yasaklananlar, okur yazar olmayanlar, miras bırakanın eşi, alt ve üstsoyu, kardeşleri ve onların eşleridir.

Resmi vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan memura ve tanıklara, bunların alt ve üstsoylarına, kardeşlerine ve onların eşlerine, yapılan bu vasiyetname ile bir kazandırmada bulunulamaz.

Resmi vasiyetname vasiyet edenin durumuna göre iki şekilde düzenlenebilir;

1.    Okunarak ve imzalanarak düzenlenen resmi vasiyetname; Burada öncelikle vasiyet eden, son arzularını notere yazılı veya sözlü olarak iletir. Bunları kağıda alan noter, daha sonra okuması için metni vasiyet edene verir. Bu metnin son arzularına uygun olduğunu gören vasiyetçi, metni imzalar. Bundan sonra tanıklara da bunu bildirir ve onlar tarafından da metin imzalanır.

2.    Okunmadan ve imzalanmadan düzenlene resmi vasiyetname; okuma ve yazma iktidarına sahip olmayan kişiler tarafından başvurulan yoldur. Ancak okuma yazma bilenlerin de bu yola başvurmasında bir sakınca yoktur. Burada vasiyetçi son arzularını notere okur ve noter de bunları kağıda aktarır. Daha sonra noter bu metni yüksek sesle tanıklara okur. Bu okumanın ardında vasiyetçi bunların kendi arzularına uygun olduğunu açıklar ve noter ve tanıkların imzalarıyla vasiyetname tamamlanmış olur.

Bunlardan başka, kişinin fiziki veya eğitimsel durumundan yola çıkarak Yargıtay içtihatlarıyla oluşturulan, yukarıda sayılan türlerden karma olacak şekilde okunmadan fakat imzalanarak düzenlenen veya okuyarak fakat imzalanmadan düzenlenen resmi vasiyetnameler de yapılabilmektedir.

Türkçe bilmeyenlerin işlemlerine ise bir tercüman katılır. Tercüman tarafından çevrilen metnin yabancı dilde olan metne eklenmesi gerekir. Tanıklara da metnin son arzulara uygun olduğunu önce kendi diliyle, daha sonra ise tercüman vasıtasıyla vasiyetçi iletmiş olacaktır.

2. EL YAZILI VASİYETNAME

Yapıldığı tarihin ayrıntılı olarak gösterildiği ve başından sonuna kadar miras bırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olan vasiyetnamelerdir. Genellikle tercih edilen vasiyetname şekli budur. İstendiği takdirde açık veya kapalı bir şekilde notere, Sulh Hakimi’ne veya yetkili memura bırakılabilir.

Burada önemli olan unsurlar, metnin miras bırakan tarafından tamamen el yazısıyla yazılmış olması ve imzalanması ile beraber düzenlenme tarihinin de açıkça gösterilmiş olmasıdır. Bunlardan başka miras bırakanın, vasiyetname ile son arzularını belirtmek amacı taşıması gerekir.

Vasiyetnamenin düzenlendiği tarih, belli olacak şekilde gösterilmelidir. Yoksa özel bir şekli yoktur. Tarihin önemi, vasiyet edenin vasiyetnameyi yaptığı tarihte akıl sağlığının yerinde olup olmadığının ölçülmesidir.

İmza, kural olarak vasiyetnamenin bittiğini göstermesi adına metnin sonuna atılmalıdır.

Vasiyetname tamamlandıktan sonra üzerinde yapılan değişiklikler (silme, çizilme vs. gibi), değiştirilen o kısmın geçersiz olmasına sebebiyet verir. Geçersiz olan kısımlar olmaksızın vasiyetname bir anlam ifade etmeyecekse; tüm vasiyetname geçersiz olacaktır.

3. SÖZLÜ VASİYETNAME

Bu vasiyetname şekli istisnai hallerde geçerli olmaktadır. Ancak miras bırakan; yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık, savaş gibi olağanüstü durumlar yüzünden diğer vasiyetnameleri yapamıyorsa, sözlü vasiyetname yoluna başvurabilir.

Olağanüstü durumda bulunan vasiyetçi, vasiyetnamesini sözlü olarak bildirerek iki tanığa bunu yazma görevi yükler. Daha sonra tanıklar bu belgeyi derhal en yakın Sulh veya Asliye Hukuk Mahkemesine vermelidir.

Bahsedilen olağanüstü durumların ortadan kalkması halinde miras bırakan hala hayatta ise yaptığı sözlü vasiyetname hükümden düşer. Kaldı ki günümüzde sözlü vasiyetnameyi gerektirecek sebeplerin bulunması oldukça güçtür ve bu pek geçerli bir yol değildir.

KategoriMiras Avukatı
Yorumunuzu bırakın:

*

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.